Untitled 1

Sendika Üyeliğinden Ayrılma

Sendikadan ayrılan işçinin en önemli borcu, ödemediği sendi­
ka aidatı ile ayrılma tarihinden itibaren üç ayı geçmemek üzere ai­dat ödeme borcudur. Bu nedenle, sendikadan ayrılan işçi, sendi­kasına üç ayı geçmemek üzere tüzükte öngörülen aidatı ödemek
zorundadır .Bu borç, Fransa’da 6 aydır.11
İstifadan son­ra işçinin sendikaya ödeyeceği aidat en fazla üç ay süre ile sınır­landırıldığına göre, bu süreyi aşan şartlar veya tüzük hükümleri
geçersizdir. Nitekim bu husus, SK. 6/2’nin ilk cümlesinde, «Bir
teşekkülden çekilen üyenin aidatını üç aydan fazla ödemeye devam
edeceğine dair teşekkül tüzüğüne hüküm konamaz», kuralıyla hük­me bağlanmıştır. Ancak, işçinin bu aidatı ödemesi için, sendika
tüzüğünde açık bir hüküm olmalıdır. Aksi halde üç aylık aidatın
ödenmesi söz konusu olamaz .”Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, soru­
nu, şu kararında açık bir şekilde çözümlemiştir: «…Sendika Ana
Tüzüğünün 10 ncu maddesinde : (istifa eden üye, işbu istifanın
sendikaca tebellüğ tarihinden itibaren üç ay geçmedikçe üyelikten
ayrılmış sayılmaz.) denilmektedir. Bu hükümle istifa ederek sendi­
kadan ayrılan işçilerin üyelik sıfatlarının üç ay daha devam ettiği
ve dava konusu aidatların bu süreye ilişkin bulunduğu sonucuna
varılmaktadır. 274 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin 2 nci bendin­
de (Bir teşekkülden çekilen üyenin aidatını üç aydan fazla ödeme­
ye devam edeceğine dair teşekkül tüzüğüne hüküm konamayacağı)
yolundaki hüküm de, Ana Tüzüğün 10 ncu maddesinin yasalara uygun düştüğünü göstermektedir. O halde istifa ederek sendikadan

ayrılan işçilerin istifanın sendikaca tebellüğünden itibaren üç ay
daha aidat ödemeğe zorunlu bulundukları göz önünde tutularak
üye işçiden kesilecek olan bu paranın işveren tarafından sendikaya
yatırılması gerekmektedir…».12a
Ayrılma geçmişe değil, geleceğe etkili sonuçlar doğurur. Bu
nedenle, sendikadan ayrılan işçi, ayrılma tarihinden itibaren üye­
lik sıfatına bağlı hak ve menfaatlerden, kanundaki istisnalar dışın­
da yararlanamaz.1314
Burada şöyle bir soru akla gelebilir. Acaba,
çağrı yapılması ve yetki alınması tarihinde sendika üyesi iken son­
radan üyelikten ayrılan işçi, toplu iş sözleşmesinin getirdiği hak­
lardan yararlanmaya devam edebilir mi ?
Yargıtay’ın bazı kararlarına göre buna müsbet cevap vermek
gerekir. Yargıtay bu sonuca, bir işçi sendikasının sözleşme yapmak
için yetki sağlamasında üyelerinin müessir olduğu, bu üyelerin grev
ve benzeri güçlüklere göğüs gererek sözleşmenin imzalanmasında
emekleri geçtiği gerekçesiyle varmaktadır.15
Kanaatımızca burada
SK. 6’da yararlanmak gerekir. Bu hükme göre, «Toplu iş sözleş­
melerinde taraf olan işçi .. .teşekkülnün sözleşmenin yapılması ve­
ya sözleşmeye katılması sırasında mensubu olan işçi… o teşek­
kül ile ilgisinin daha sonra herhangi bir suretle kesilmesi halinde
dahi, söz konusu işçi… o sözleşme ile bağlı kalır.» Bu maddeden
açıkça anlaşılmaktadır ki, çağrı veya yetki anında değil, toplu iş
sözleşmesini yapılması anında sendika üyesi olmak gerekir. Top­
lu iş sözleşmesinin yapılması ise, imzalanıp tamamlanamasmı ifa­
de eder. Nitekim Yargıtay da daha sonraki bir kararında bu görü­
şü savunmuştur. Bu karara göre, «…toplu iş sözleşmesinin yapıl­
ması sırasında ona taraf olan sendikanın üyesi bulunmayan işçi

nin o toplu iş sözleşmesinden yararlanamayacağı genel hükümlerin
ve özellikle 275 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin açıklığı gereğidir.
Gerçekten anılan maddenin ilk cümlesinde açık olarak (toplu iş
sözleşmelerinde taraf olan işçi veya işveren teşekkülünün sözleşme­
sinin yapılması… sırasında mensubu olan işçi) sözcükleri yer al­
maktadır. Bundan başka toplu sözleşme ve anun başarı ile sonuç­
lanması için yetki tesbiti gerekli ise de, yetki tesbitinin (toplu iş
sözleşmesi yapılması) kavramı çevresine girmeyeceği belirgindir.
Yetkinin tesbit ettirilmiş bulunmasına rağmen hiç kullanılmaması,
ya da toplu görüşmelerin toplu iş sözleşmesiyle sonuçlanmaması-
nm da mümkün olması bu yönü kanıtlamaktadır. Bu bakımdan,
yetki tesbitinin toplu iş sözleşmesinin yapılması kavramı içinde
düşünülerek, yetki tesbiti işlemlerinin yürütüldüğü sırada sendi­
kadan ayrılanların toplu iş sözleşmesinden toplu iş sözleşme­
sinin yapılması sırasında üye olanlar gibi yararlanmalarına ce­
vaz verilmez… Bu durumda iş barışı da tehlikeye girmez. Ter­
sine toplu iş sözleşmesi tarafları arasında onun uygulanması
nedeniyle gereksiz çatışmalar önlenmiş ve dolayısiyle iş barışı
da güçlendirilmiş olur.».I5a
Diğer taraftan, doktrinde bazı yazarlar
yararlanma için işçinin dayanışma aidatını ödemesi görüşünü sa­
vunmaktadır.16
Bu fikre göre, «… bir işçinin sendika üyeliğinden
ayrılması söz konusu olduğunda, sözleşmeden doğan hak ve men­
faatler ile sendikaya olan mali yükümler arasındaki denge bozul­
maktadır. Gerçekten sendikaya üyeliğinden ayrılan bir işçi, toplu
iş sözleşmesiyle sağlanan hak ve menfaatleri saklı kaldığı halde,
sendikaya aidat ödeme yükümünden kurtulmakta ve hattâ bir da­
yanışma aidatı dahi ödemek zorunluğunda kalmamaktadır.».17
Bir özel hakem kararında toplu iş sözleşmesinin getirdiği haklardan,
ayrılan işçinin yararlanmaya devam edebilmesi için dayanışma ai­
datı ödenmesi öngörülmüştür.18
Fransa’da da durum böyledir. Ay­
rılan işçinin sendikaya aidat ödeme borcu devam eder.19
Kanaatımızca, hukuk sistemimiz yönünden de 275 mad. 6’daki «bağlı kalır»
deyiminden hem hakların, hem de borçların devam edeceği anlaşılmalıdır. Sendikadan ayrılan işçi toplu iş sözleşmesinin getirdi­ği haklardan yararlanırken, hiç olmazsa sendikaya bir dayanışma

aidatı ödemelidir.20
Bu nedenle toplu iş sözleşmelerine, «üyelikten
ayrılan işçilerin ancak dayanışma aidatı ödemeleri şartıyla, sağ­
lanan haklardan yararlanabileceklerine» ilişkin bir şartın konula­
bileceğine ve bu şartın geçerli olacağına inanmaktayız.2

Buna karşılık işçi, sendikaya toplu iş sözleşmesi yapıldıktan
sonra girmiş ve bilâhare oradan ayrılmışsa, Yargıtay.a göre, toplu
iş sözleşmesinin getirmiş olduğu haklardan artık yararlanamaz.
Bunun nedeni, böyle bir işçinin, sözleşmenin yapılması sırasında
emek ve yardımının geçmemiş, o faaliyete katılmamış olmasıdır.21
Ancak, burada da dayanışma aidatı ödemek suretiyle haklardan ya­
rarlanmak mümkün olmalıdır.

İşçinin, üyesi bulunduğu sendikadan ayrılıp, rakip bir sendi­
kaya girmesi halinde, ilk sendikanın yapmış olduğu toplu iş söz­
leşmesinden yararlanıp yararlanamayacağı hususu da ihtilaflıdır.

Kanaatımızca, bu durumda, işçinin toplu iş sözleşmesinden yarar­
lanabilmesi için de, ayrılmış olduğu sendikaya dayanışma aidatı
ödemesi gerekir Aksi halin kabulü ahlâk ve iyi niyet kurallarıyla bağdaşamayacağı gibi, hakkın kötüye kul­lanılması sonuçlarını da doğurabilir

 

Doç. Dr. Fikret EREN

Share.

About Author

Manisa Turgutlu dan dunyaya..:)) Bu site üyelik iptalleri hakkında size kısa yollar gosteren bir sitedır..

Leave A Reply

You might also likeclose
themekiller.com